Çöl Kaplanı: Fahreddin Paşa

Birinci Dünya savaşında Hicaz cephesinde kutsal topraklar Medine’yi İngilizlere karşı savunan Osmanlı birliğinin komutanı olan Fahrettin Paşa, askerleriyle Medine’yi öylesine savunur ki, o günden sonra “Çöl Kaplanı” lakabıyla anılmaya başlanır.

Cahil Arap kabile liderlerini satın alan İngilizlerin kuşatması altındaki Medine’yi kahramanca savunurken, açlıkla da mücadele eden askerlerine “çekirge yemeleri talimatını” vermesiyle akıllarda yer edinen Fahrettin Paşa Osmanlı Devleti’nin yıkılış dönemine imzasını altın harĘe atan komutan, Ümmet bütünlüğünü savunan iyi bir Müslüman ve gözü kara bir Osmanlı askeri olarak tarihe altın harferle şanlı bir direnişi kazımıştır adeta.

Cahil Arap kabile liderlerinden olan (Arap olmayan Arap) Şerif Hüseyin’i, isyan edip Osmanlı’dan kopmaları halinde bağımsız devlet vaadiyle kışkırtan İngilizlere karşı, kahramanca direnip teslim olmayan Fahrettin Paşa’nın Medine’yi savunduğu kadar yaptığı bir büyük hizmeti ise Hazreti Peygamberin kutsal emanetlerini İstanbul’a göndermesidir.

İngilizlere biat edip Osmanlı’yı arkadan vuran Mekke Şerifi Hüseyin’in isyanını bastırmak için 4. Ordu kumandanı Cemal Paşa tarafından 1916’da Medine’ye gönderilen Fahrettin Paşa, Mekke Valisi Galip Paşa’nın beceriksiz idaresi yüzünden gittikçe büyüyen isyan karşısında çaresiz kalmış, kısa sürede tüm Arap yarımadasına yayılan isyan hareketi neticesinde, Medine dışındaki tüm şehirler (Arap olmayan Arap) isyancı Şerif Hüseyin ve kuvvetlerinin eline geçmişti. Yaklaşan tehlikeyi görerek Medine ve çevresinde 100 km’lik bir emniyet şeridi oluşturan Fahreddin Paşa, imkânsızlıklar içerisinde 2 yıl 7 ay boyunca İngilizler ile yerli işbirlikçileri olan çöl bedevilerine karşı Medine’yi savundu.

Osmanlı askerleri, İngilizlerin kuşattığı Medine’de sefalet ve açlıkla da mücadele ederken, asla pes etmeyi düşünmeyen Fahrettin Paşa, Ordu’ya verdiği “Evlatlarım herkes çekirge yesin!” emriyle neleri göze aldığını da ortaya koydu. 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Mütarekesi imzalanmış ve anlaşma gereği Osmanlı Devleti’nin Medine’yi 48 saat içinde İngilizlere teslim etmesi gerekmekteydi. Beyninden vurulmuşa dönen Fahrettin Paşa, Peygamber kentini İngilizlere teslim etmeyi aklından bile geçirmemiştir.

Fahreddin Paşa Hazreti Peygamberin kabri önünde topladığı askerlerine tarihe geçecek şu konuşmayı yapar: “Ey insanlar, malumunuz olsun ki bütün kahraman askerlerim, bütün İslam’ın sırtını dayadığı yer, manevi gücün desteği olan Medine’yi, son fişengine, son damla kanına, son nefesine kadar korumaya ve kollamaya me’murdur. Bu asker Medine’nin enkazı ve nihayet Ravzaı Mutahhara’nın yeşil türesi altında, kan ve ateşten dokunmuş kefenle gömülmedikçe, Medinei Münevvere kalesinin burçlarından ve yeşil kubbesinden al sancağı alınmayacaktır. Ey Osmanlı ordusunun yiğit subayları! Ey her cenkte cihanı tir tir titretmiş, yiğit Mehmetçiklerim! Gelin hep beraber Allah’ın ve işte huzurunda huşu ve aşk içinde gözyaşları döktüğümüz peygamber’in karşısında, aynı yemini tekrar edelim… Ve diyelim ki; Ya Resulalah, biz seni bırakmayız!..

Ama ne yazık ki barış yapılmış ve yapılan antlaşmaya göre Medine’nin bir an evvel boşaltılması gerekiyordu. Fahrettin Paşa kanının son damlasına kadar savaşmak istese de hem İstanbul’dan yapılan baskılar hem de İngilizlerin Medine’yi bombalayıp Ravza-I Mutahhara’yı yıkıp, paramparça edeceği ihbarı gelmesi üzerine gözleri yaşlı bir şekilde ve oldukça üzgün olarak çok sevdiği kutsal şehir Medine’yi Monsdros Mütarekesi’nden 72 gün sonra teslim etmek zorunda kalmıştır.

Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa soyadı kanunu ile “Türkkan” soyadını alarak vatına sevgisini bir kez daha kanıtlamıştır.

5 Şubat 1936’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tümgeneral rütbesiyle emekliye ayrılan Fahrettin Paşa, 22 Kasım 1948’de hakkın rahmetine kavuşmuştur. Vasiyeti üzerine Rumelihisarı’na defnedilmiştir. Bir Fatiha’ya vesile olması dileğiyle tarihimizin bu büyük kahramanının hayatını kıscaca özetlemeye çalıştım, Ruhu Şaad olsun.

Bir cevap yazın