Haşhaşiler

Haşhaşilerin ismi bir tür ot (Eroin) dan yani Haşhaş dan gelmektedir. Haşhaşiler bir tür suikastçi topluluğudur ama hiçbir zaman onlara Assassin’s yani suikastçi ismiyle anılmamıştır. 19.yüzyılın başında batılı bir yazar olan Silvester tarafından ilk defa kullanılmıştır. Assassin’s Creed oyunundaki gibi fantastik bir işleri yoktur.

Liderleri Hasan Sabbah fedailerine haşhaş içirdikten sonra onları kalenin arkasındaki bir bahçeye götürür. O bahçeye de birkaç tane kadın koyar. O kadınlar, o fedailerin cennette olduğunu ve kendilerinin de bu cennette huri olduğunu söyler. Buna inanan fedailer haşhaşın etkisi geçince de tekrar o cennete gidebilmek için Hasan Sabbah kimin öldürülmesini isterse onu plan yaparak öldürürler. Önemli olan bunların nasıl yapıldığı değil Hasan Sabbah’ın bu kadar kişiyi bir araya toplayıp bu eylemi nasıl gerçekleştirdiğidir.

Öncelikle Hasan Sabbah kimdir?

Hasan Sabbah 11.yy ortalarında İran’ın Kum şehrinde doğmuştur. Hassan Sabbah’ın babası Ali Bin Muhammet, Caferi mezhebinin din adamlarındandır. Hasan Sabbah 17 yaşına kadar İllim öğrenmiş hatta ilerde Âlim olmak istediğini söylemiştir. Hasan Sabbah’ın 17. yaşı onun için hayatının bir dönüm noktasıdır. 17 yaşındayken Hasan Sabbah Fatımi mezhebinin İsamili kolundan, Mezheplerini yaymak için İran’a gönderilen bir fedai ile yani Emire Zarap ile karşılaşır. Hasan Sabbah da Caferi mezhebinden ayrılıp 7 İsmailli mezhebine katılır. İsmailli Mezhebini öğrenmek için uzun bir süreliğine Mısır’a gider ve orada İsmailî Mezhebi hakkında eğitim alır.(Haşhaş otunu da mısırda görmüş ve tanımıştır.) Mısırdan döndüğünde İran’daki rey şehrinde bir medresede eğitimine devam eder. Belletmeni Muaffak Muşaburi adında büyük bir ilim adamıdır. Bir rivayete göre Nizmülmülk ve Ömer Hayyâm onun Medrese arkadaşlarıdır. Bu 3 arkadaş kendi aralarında bir anlaşma yaparlar. Kim daha önce büyük bir mevkiye gelirse diğer iki arkadaşına iltimas geçecekti. Uzun yılar sonra Nizmülmülk veziriazam olmuştu. Hasan Sabbah kapısına dayandığında ona bir şehirde valilik işi vermişti. Ama Hasan Sabbah valiliği değil, Vezir olmak istiyordu. Hasan Sabbah valiliği kabul etmeyince Nizamülmülk ona başka bir mevki sunmadı.

Hasan Sabbah artık yetişkin birisiydi. Hayatı boyunca astronomiden tutun da büyücülüğe kadar her şeyin ilmini almıştı. Hasan Sabbah bunun üzerine kendi içinde bir teşkilatlanma başlattı. Bir grup gençden oluşan silahlı bir topluluktu. Bu teşkilat hem erkekleri hem de bayanları barındırıyordu. Hasan Sabbah bu gurubu bir araya getirmek için dini yani İsmaili mezhebini kullanıyordu. Bu gurup devletin dikkatini çekmekte gecikmemişti. Melikşah Hasan Sabbah’a bu silahlı teşkilatın derhal durdurulması hakkında bir mektup gönderdi. Bunu umursamayan Hasan Sabbah teşkilatlanmanın her geçen gün sayısını artırmaya devam etti. (Denilenlere göre Hasan Sabbah’ın bakışları, konuşması, duruşu, karakteri insanları hipnotize edermiş.) Bunun üzerine Nizmülmülk Hasan Sabbah’a bu teşkilatlanmayı durdurmuyorsa Selçuklu ordusunun silah zoruyla durduracağını söyler. Nizamülmülk üzerlerine bir gurup ordu gönderecekken Hasan Sabbah bir fedaisiyle Nizamülmülk’e süikast düzenleterek ilk süikastini yapmış olur. Daha fazla bu ülkede barınamayacaklarını anlayan Hasan Sabbah 2.000 fedaisiyle Alamut kalesini ele geçirir.(Artık teşkilatlarının yeni ismi Haşhaşidir.) Bu kaleyi ele geçirdikten sonraki ilk işi Melikşah’a süikast düzenleterek Meliksah’ı öldürmek olmuştur. Daha sonra tahta Melikşah’ın oğlu sultan Berkyaruk geçti. Sultan Berkyaruk Hassan Sabbah’ın üstüne bir ordu gönderdi. Ama kış sebebiyle bu ordu başarısızlıkla geri döndü.

Bunun üzerine Nizamülmülk’ün oğlu sultan Muhammet Tapar bir orduyla kaleye saldırdı, kale düşecekken Sultan Muhammet Tapar öldü. Kuşatma zorunlu olarak kaldırıldı. Yerine Sultan Sencer geçti. Bu sefer Haşhaşilerle Sultan Sencer uğraşmak istiyordu ama bir sabah yatağının altında bir hançerle not gördü. yatağının altında bir hançerle not gördü. “Ben istemez miydim ki bu hançer yatağının altında değil sultanın yumuşak göğsünde olsun” Sultan Sencer haşhaşilerle mücadele etmekten vazgeçti. Haşhaşiler 100 yıl boyunca kervanların önünü keserek, kafalarına göre sanki Hassan Sabbah dan emir almış gibi bir sürü suikast düzenleyerek Selçukluyu yavaş yavaş yıkmayı başardılar. Ama bu kazdıkları kuyuya kendileri de düştüler. Ve 100 yıl sonra Cengizhan Alamut kalesini yıkıp geçti. Ordusunda çok kalesini yıkıp geçti. Ordusunda çok sayıda Müslüman da vardı (hatta Alamut kalesi ne kadar küçük olsa da zemini ana kayadan oluştuğundan dolayı o kadar sağlamış ki Moğollar Altan yıkamayınca üsten sadece yarısını yıkabilmişlerdir.)…

Şunu da belirtmek isterim ki Hasan Sabbah fedailerine yalancı cenneti verdiğinde ne kadar zorlu ve büyük işler yaptırabilmiş Allah bize gerçek cenneti sunuyor biz ona günde 1 saatimizi bile ayıramıyoruz..

Bir cevap yazın