Oturun Soluklanalım

Oturun soluklanalım…
Rahat koltuklardan, ses ayarı kaçmış kafelerden, çayın
maliyetinin cep yaktığı mekânlardan sıyrılıp, dört tahta üzerine
örülmüş taburemizle ve daha bizden kokan muhabbetimizle
buyurun oturun, soluklanıverelim.
Görüşlerimiz her ne olursa olsun:

Sloganlarımızla selamlaşıp, fikirlerimizle konuşalım.

Gözlerini birbirine dikerek, gerilmiş yaydan fırlatılmaya hazır bir
ok misali, karşı saftakini ‘o benim karşımda’ diyerek, göğüs
göğse çarpışmak yerine, bin bakış açısına bin birinciyi ekleyelim.

Bilgimizin zekâtı fikirlerimizle cenk edelim.
Şehrin unutulmaya yüz tutmuşlarını yazalım.
Tarihte iz bırakmış, getirdiği öğretilerle, zamanına ve zamanının
ötesine dokunmuş bi lge şahsiyetleri hatırlayalım.
Okunmasını elzem bulduklarımızı ve şiirimizi ve hikâyemizi yazalım.
Tüm hatlarıyla i lmi, kültürü ve sanatı konuşalım.

Sahi biz kim miyiz?
Yolda yürümenin, durup bizi yürütecek kahramanları beklemekten
evla olduğunu düşünen bir avuç genciz.

Elbette durmaya vakit yok.
Koşmak içinse soluklanmak lazım…

Bir cevap yazın